Top:
Meşin Yuvarlak (sözlük anlamı), Dop (yöresel söyleniş) “Top yuvarlaktır.” (matematik). Görevi; kaleye girerek gol olmaktır. Bunun dışında yaptığı her şey “görev ihmali”dir (hukuk). Gol olan topun, davası olmaz (atasözü).
Kale:
Üç direk ve biraz toprak biraz çim karışımıyla oluşturulan dikdörtgen (sözlük). “Bir o kale, bir bu kale.”(futbol deyimi). Görevi; topu içeri alıp gol olmasını sağlamaktır. Bunun dışındaki her şey fantezidir.

Kale Direkleri:
Kalenin inşa edildiği birbirine çakılmış tahta parçaları (sözlük). Görevi; kendisine çarpan topları auta veya yeniden sahanın içine döndürmek veya kalenin içine almaktır. “top direkten döndü” veya “top direğe çarpıp auta gitti” veya “top direğe çarpıp gol oldu” gibi. Bazı direkler vardır ve bu kadar net davranmazlar. Top bir o direğe bir bu direğe vurur ve kale sahası içine düşer ve topçuların elleri ayakları birbirine karışır. “top direkten döndü ve karambol oluştu” (futbol deyimi).
Kale Ağı:
Gol Filesi (sözlük). Görevi; gol olan topları taşımaktır.
Baraj:
Kaleyi taşkın golden korumak için kalelerin önüne topçu et ve kemiğinden imal edilen set (sözlük).
Top Sahası:
Seyircilerin çakı bıçağı, çakmak, taş, metal para, kartopu gibi ellerine geçeni üzerine fırlattıkları toprak parçası (sözlük). Yeşil Saha (topçu deyimi).
Saha Çimeni:
Top Sahasına ekilen ve sadece topçuların otlayabileceği yeşil ot (sözlük). Görevi; renk farklılığı oluşturarak seyircilerin attığı yabancı cisimlerin kolay fark edilmesini sağlamaktır.
Saha Çizgileri:
Kişiliksiz bir toprak parçasına saha karakteri kazandıran çizgiler. Görevi; Seyircilerin yabancı maddeleri atacakları bölgeleri belirlemektir (sözlük).
Bayrak Direği:
Bayrak takılan boru (sözlük). Görevi; ne işe yaradığı belli değildir. Kırk yılda bir kornere, taca veya auta gittiği sanılıp peşi bırakılan topun kendisine çarpmasını sağlayarak enteresan durumlar yaratır o kadar. Çok önceki çağlarda, orta sahada da iki tane bu borudan varmış. Ancak uzun zaman hiçbir top çarpmayınca işlevsiz kalmış ve zaman içinde yok olmuştur. Şimdiki çağda hiç rastlanmıyor (mitoloji).
Düdük:
Hakem enstrümanı (sözlük). “Parayı veren düdüğü çalar.” (Atasözü). Görevi; ülkenin yarısını eğlendirirken, diğer yarısını üzerek bütün ülkeyi bir tartışma ortamına sokmaktır. “Yanlış düdük maratondan döner” “yanlış düdüğün ömrü maratona kadardır” (diğer atasözleri)
Kart:
Renkli kartonlar. (sözlük) “Sarı kart”, “kırmızı kart” olarak kendi içinde ikiye ayrılır. Sarı Kart “dikkat”, Kırmızı Kart “dur” demektir. Görevi; Bkz. Düdüğün görevleri (aynı). “Kart hakemi vezir de eder, rezil de eder.” (atasözü).
Forma:
Topçunun uğruna öleceği renklerle süslenmiş, bir sonraki transfere kadar giyeceği kutsal maç elbisesi (sözlük). Bunların bazıları maç sırasında terden sırılsıklam olur. Buna “formanın terletilmesi” denir (Kimya).
Ter:
Topçunun vücudundan çıkan ve formalarını ıslatmaya yarayan su (ama daha bi bulaşığı) (sözlük). Görevi; topçunun maçı kazanmak için çabalayıp çabalamadığını göstermektir. Efor ölçer (tıp).
Rakip Takım
Forması:
Topçunun giymektense, kefen giymeyi tercih ettiği başka renklerdeki formalar (sözlük).
Transfer Ücreti:
Yerine kefen giymeyi tercih edeceği başka renklerdeki formayı giysin diye topçuya verilen para (sözlük).
Krampon:
Bacak kırmak için çivi ile güçlendirilmiş, rugan ayakkabı (sözlük).
Stad :
Top mabedi (sözlük).
Tribün:
Taraftar Mevzisi (sözlük). “Taraftar nara attığı tribünden belli olur.” (Atasözü).
Gol:
Orgazm
Takım:
Top Askeri Alayı (sözlük).
18 Kişilik Liste:
Top Askeri Bölüğü (sözlük).
Maç Kadrosu:
Savaşan Top Askerleri (sözlük).
Yedek Liste:
İhtiyat Top Askerleri (sözlük).
Yedek Kulübesi:
İhtiyat Top Askerleri Barınağı (sözlük).
Lider Takım:
Şampiyona vekalet eden takım (sözlük). “Ne oldum deme, ne olacağım de.” (atasözü).
Şampiyon Takım:
İktidar sahibi takım (sözlük). “Böbürlenme şampiyonum, senden büyük Şampiyon Kulüpler Şampiyonu var.”(atasözü).
Küme Düşen Takım :
Küçük lokma yiyip, büyük laf eden takım (sözlük).
Genç Takım:
Sübyan Koğuşu (sözlük).
Sıradan Takım:
Dostlar alışverişte görsün takımı (sözlük).
Sezon:
Top yılı (sözlük).
Puan Tablosu:
Takım Karnesi (sözlük).
Şike:
Türk dilinde herhangi bir karşılığı yok. Ne, ne, o da ne? Yok öyle bir şey. Duymadım, görmedim, bilmiyorum.
Teşvik Pirimi:
Türk dilinde herhangi bir karşılığı yok. Bazı yörelerde Murat 124 karşılığı olarak kullanılıyormuş (söylenti).
Çalım:
Gösterişli hareket (sözlük). Fiyaka – afi (argo). Rakibi atlatmak için kullanılan hileli yöntemlerin tümü. Dürüstlük karşıtı hareket. Dolandırıcılık (hukuk).
Karambol:
Topçuların ellerinin ayaklarının birbirine dolaştığı ve topu kaybettikleri an.
Obstrüksiyon:
Saha dışında yapılması son derece ayıp hareket (sözlük). Obstrüksiyonunu yerim (argo).
Diyagonal:
Kulağı ters elle göstermek.
Orta:
Topçunun kaleye atmak istediği topun yanlışlıkla başka yöne gitmesi.
Kafa atmak:
Topçunun top oyununu kafası ile oynadığı ender an (sözlük). Tabii kafayı topa vuruyorsa.
Taç:
Akıllı defans topçusunun tercihi.
Taca Atmak:
Akıllı defans topçusunun pişmiş aşa su katması hali.
Taç Atmak:
Soğumuş pozisyonu ısıtma girişimi.
Ofsayt:
Beleş pozisyon (sözlük).
Ofsaytta kalmak:
Topçunun beleşçi karakterinin ortaya çıktığı utanç verici an ve durum.
Aut:
Topun değerinin sıfıra düştüğü an.
Aut atışı yapmak:
Değeri sıfıra düşen topun, yeniden değer kazandığı an.
Korner:
Golle sonuçlanmayan atağın teselli ikramiyesi.
Korner Atışı
Yapmak :
Teselli ikramiyesinin tahsili.
Penaltı:
Kısasa kısas (sözlük). Bu sol ayağını kırdığınız arkadaşım için (Türk filmi-replik).
Frikik:
Topçunun canı istediği gibi kullanabileceği vuruş. bkz. Serbest vuruş (sözlük).
Çift vuruş:
Frikiğin iki topçu tarafından imece usulü kullanılması hali (sözlük).
Topçu:
Formasını giydiği takım için savaşan paralı top askeri. Toplumdaki en önemli insan.
Yerli Topçu:
Elini sallasan ellisine değer paralı top askeri. (sözlük) Oynamıyorsa, oynayamıyordur, bir bildiği falan da yoktur.(Gazete, Tv yorumu)
Yabancı Topçu:
Hikmet sahibi paralı top askeri. (sözlük) Her yaptıklarında bir hikmet vardır. Oynamıyorsa bir bildiği vardır. Biz Türklerin bunu anlaması olanaksızdır. (Gazete, Tv yorumu)
Yabancı Topçu Eşi:
Nazlı Kadın (sözlük). Yabancı topçunun transferi için ikna edilmesi gereken en önemli kişi. Türkiye’yi ve İstanbul’u sevmeleri çok önemli. Nedendir bilinmez, Anadolu takımlarına transfer olan yabancı topçu eşleri hiç nazlanmazlar.
Kaleci Topçular:
Kale Nizamiye Nöbetçisi. Görevi; gol yemektir. Bunun dışında yaptığı her şey fantezidir. Ellerini kullanma ayrıcalıkları vardır. Kafalarını da. Ancak kafasını kullanan kaleciye ender rastlanılır. Yalnız kalecilerde değil hiçbir topçuda kafa kullanma özelliği gelişmemiştir. Kafalarını kullanmazlar. Bunlara rastlandığında rahatlıkla parmakla gösterilebilir ve işte kafasını da kullanan topçu diyebilirsiniz. Bunda herhangi bir sakınca veya ayıp bir yan görmüyorum.
Fazla gol yiyenlerine, (örneğin beş tane) bunu da alışkanlığa dönüştürenine “folluk kaleci topçu” denir.
Çok kötü bir mevkiidir kaleci topçuluk mevkii. Değeri bilinmez. Bu durumu en iyi yine bir kaleci topçu açıklamıştı. “Abi valla ne diyeceğimi bilemiyorum valla ya.. Çok kötü bir yerde oynuyoruz. Değerimiz hiç bilinmiyor. Doksan dakka hiç gol yemesen, kimsenin umurunda olmuyor da son dakka bir gol yesen senden kötüsü yok. (Beş sıfır biten bir maçtan sonra birbirinden hatalı üç gol yiyen bir kaleci topçu, seyirci tarafından yuhalandıktan sonra.)
Defans Topçuları:
Kaleci topçunun elleri ile yaptığını, ayakları ile yapan topçu. Topçular buna tekme derler. (”Depik” diyenlerine de rastlanır.) Ellerini kullanmaları kesinlikle yasaktır çünkü. Ancak dirseklerini kullanmaları yasaklanmamıştır. Rakip topçuyla yan yana giderken herhangi bir kolunun dirseğini, rakibinin böğür denilen yerine sıkıca yapıştırarak nefesini kesme eylemine “rakibinin böğrüne dirseği geçirmek” denir, günümüz modern futbolunda. Ayaklarından çok dirsekleri ile anılan defans topçuları vardır. Bir de bu topçulardan gol atanları vardır. Bunlar daha çok itibar görürler. Birisi ise yuhalanmasına şaşırmıştı bir keresinde.
“Abi bu ne tepki ya anlamıyorum. Biz bu forma için ölümüne savaşıyoruz. Gol yok mu bu oyunda yahu? (Kendi kalesine gol atarak yenilgiye neden olan topçu.)
Beyin Topçuları:
Beyinleri ile top oynayan topçu. Takımlarının topçularını yönlendirirler. Bunlardan birisi beynini nasıl kullandığını bir maçtan sonra şöyle açıklamıştı: “Valla abi nasıl oldu ben de anlamadım. Basiretimiz bağlanmıştı. Ayaklarımız gitmedi.”
Golcü topçular:
İşi gücü gol atmak olan topçu (sözlük). Başka işleri yoktur. Sezonu tek bir gol atamadan bitirseler bile adları golcü topçudur. Gol atamadığı için gözden düşen bir çok topçu, yıl sonunda başka bir takıma gol umudu topçu olarak transfer olur. Birçok gol kaçırmanın sıkıntısı içinde, maç sonunda şu açıklamayı yapmıştı golcü bir topçu: “Bu gün gol atamamamın nedeni gol atmam gerektiğini bilmem ve bunun benim üzerimde yarattığı strestir. Bir gol atsam gerisi gelecek.”
Bir de bunların patlama yapması beklenenleri vardır. “Biliyordum böyle bir patlama yapacağımı. Taraftarlar merak etmesin devamı gelecek.” (Beş haftadır gol atamayan ve bir sıfır biten maçta penaltıdan golü atan patlama yapması beklenen golcü topçunun maç sonrası açıklaması.)
Teknik Direktör:
Eski topçunun, bit pazarına nur yağdıktan sonraki hali (sözlük). Görevi maçlardan sonra yenilgiye kılıf bulmaktır. “Yok be ya…. böyle olmaz kardeşim. Emeğimize yazık. Eğer hakemle kazanılacaksa, öyle olsun kardeşim. Biz bu güne kadar hakemlere toz kondurmadık. Ancak bundan sonra biz de konuşmasını biliriz.” (Dört sıfır biten bir maçtan sonra haksız olduğunu düşündüğü bir penaltı kararı nedeniyle isyan eden teknik direktör.)
Kendi içlerinde, yabancı ve yerli olarak ikiye ayrılırlar. Yabancıların konuşma konusunda her tür hakkı saklıdır. İsterlerse, Türklere ve Türkiye Cumhuriyetine bile hakaret edebilirler. Bunların tamamı dahidir. Sadece dil öğrenmek konusunda çok geridirler. Çok değerli bir tanesi sayesinde, Türkçe’nin ne kadar zor bir dil olduğunu ve öğrenmenin bizlere sadece (çok zeki olduğumuz için – bir Türk on gavura bedeldir) Türklere has bir yetenek olduğunu, dahi bile olsa yabancıların asla örenemeyeceğini öğrendik. Efendim bu çok değerli yabancı büyüğümüz “Bu kadar yıldır Türkiye’desiniz, neden Türkçe öğrenmiyorsunuz?” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Eğer Türkçe öğrenmeye kalkarsam, kendi işimi layıkıyla yapamam.”
Elindeki kadro, bir Türk Hocası ile UEFA kupasını alan takımdan hiç de aşağı değilken, kendi takımı hiçbir şeyi alamadığında hiç gocunmuyor bu hoca. Üstelik verdiği bu yanıt karşısında kulüp yöneticileri, “Türkçe öğrenmiyorsun. Ne için? İşini layıkıyla yapmak için. İyi de birader, bu takımı kendi haline bıraksan şampiyon olur zaten, takımı Avrupa’da şampiyon yapamıyorsun, hangi layık?” demiyorlar.
Top Yorumcusu:
Eli kalem tutan taraftar (sözlük). Dahi Ölçer-Dahi Olmadığını Ölçer (mühendislik). Eski topçunun, bit pazarına nur yağmadan önceki hali. Eski hakemlerin bit pazarına nur yağdıktan sonraki hali.
Bunlar çok zeki ve değerli insanlardır. Hem yazar hem teknik direktör hem de yönetici yetenekleri vardır. İsteseler ödül alacak edebi kitaplar yazabilirler. İsteseler sıradan bir takımı şampiyon yapacak taktikleri verebilirler. İsteseler en önemli kulüpleri paradan patlayacak kadar refah içinde yönetebilirler. Alçak gönüllülükten olsa gerek, hiçbirisini yapmazlar (sosyolojik araştırma sonucu).
“Sayın Başkan, Takımın hisselerini halka satıyorsunuz. Borsaya giriyorsunuz. Sizi takip edeceğim. Takıma zarar vermenize izin vermem. Ben futboldan anlamam belki ama borsadan birazcık anlarım ona göre ………” (Top Yazarı-Yorumcu …………)
“İşte adamı böyle kucağa oturturlar………….” (Tv. Top yorumcusu)
“Mandalinanın olmuşunu, şöyle tersinden elinle bastırarak anlarsın. İşte bu da onun gibi pozisyonun olmuşu………” (Tv. Top yorumcusu)
“Bu adam dahi birader.” (Bir maçı kazanan teknik direktör için taraftar gazete yorumcusunun değerlendirmesi.)
“Bu adama mı dahi demiştim. Özür dilerim yanılmışım. Bu adam aptal.” (Bir hafta sonra takımın aldığı yenilgi sonrası aynı yorumcunun aynı teknik direktör için yeni değerlendirmesi.)
Bunlardan bazıları ise, hem dış politika hem iç politika hem moda hem yemek hem ev dekorasyonu hem güzel kızlar hem ekonomi hem basketbol hem futbol hem atletizm hem voleybol hem tenis hem de akla gelecek her şey konusunda fikir sahibidirler. Ama bilgi sahibi…… O da ne?
“Böyle giderse kan gövdeyi götürür abi.” (kahin top yorumcusu). Tahmin etmiyor aslında istiyor. Ben dememiş miydim, diyecek.
Tv Maç Spikeri:
Tv seyircisini aptal zanneden adam (sözlük). “Sayın seyirciler, görüyorsunuz gol oldu, gördünüz değil mi gol oldu, gollllll, gooooooollllllllllllll, gördüğünüz gibi sağdan Ahmet ortaladı, görüyorsunuz ceza alanı içindeki Mehmet vurdu ve gördüğünüz gibi gol oldu. Şimdi tekrarını izliyoruz, evet, görüyorsunuz, Ahmet ortalıyor ve yine görüyorsunuz ki Mehmet kafasıyla şöyle bir vuruyor ve yine gördüğünüz gibi çatal tabir ettiğimiz yere çarpan top gol oluyor. Şimdi bir daha tekrarını izliyorsunuz, görüyorsunuz…………………………………………………………………”
Radyo Maç Spikeri:
Kendini kamera zanneden adam (sözlük). “Sayın seyirciler gol oldu, gol oldu, gollllll, gooooooooolllllllllllll, sağdan Ahmet ayağındaki top ile diyagonalden rakip kaleye sokuldu, sokuldu, küçük küçük adımlar atıyor, tek tek basıyordu o ara. Karşısında iki tane rakip defans oyuncusu vardı. Şöyle vücudunu sola doğru hafif yatırdı ve bu sırada rakip oyunculardan Kemal, kendisine obstrüksiyon yapmaya çalışıyordu, bu amaçla top ile Ahmet’in arasına girmeye çalıştı ama Ahmet aynı anda tekrar vücudunu sağa yatırdı ve Kemal’den kurtuldu sonra da sağ ayağının burnunun ucunun sağ iç kısmı ile topun tam altına gelecek bir yerinden ve sibobunun hemen yanından topu ceza alanı içine ortaladı. Bu sırada ceza alanının içi karışmıştı. Mehmet’i Fatih solundan, Hüseyin sağından ve Raşit de tam arkasından kontrol etmeye çalışıyordu. Hatta Fatih sağ eliyle Mehmet’in formasının hemen alt tarafından çekiyordu. Buna rağmen Mehmet şöyle bir gerindi ve yerinde zıpladı ve topun tam ortasına, alnının tam ortası ile öyle bir vurdu ki, top üst direk ile sağ yan direğin çatal diye tabir ettiğimiz tam birleştiği yerine çarpıp kalenin dibindeki filelere takıldı. Bu sırada kaleci topçu Selim çatal diye tabir ettiğimiz köşeye doğru hareketlendi ama top onu da aşarak gol oldu.”
Orta Hakem :
Düdüğü ile racon kesen adam (sözlük). Ben bir orta hakemim/alameti farikam düdüğüm/öttürürüm (edebiyat-şiir). “Dediğim dedik, çaldığım düdük.” (Hakem Deyimi). “Görmemişin iki kartı olmuş, birbirine karıştırmış.” (Hakem Yorumcusu Deyimi). “Sarım süründürür, kırmızım öldürür.” (argo).
Yardımcı Hakem :
Yan Hakem (eski dil). Elinden düdüğü alındığı için çizgi üzerinde koşmak saplantısındaki ruh hali bozuk, bayrağı düdük sanan, bununla racon kesen adamlar (sözlük). “Pozisyona dikkatli bakarım, bayrağı gözüne sokarım.” (Yardımcı Hakem Deyimi). “Bana Orta Hakemini söyle, sana nasıl bir yardımcı hakem olduğunu söyleyeyim.” (atasözü)
Hakem:
bkz.Tellal (sözlük).
Taraftar:
Yabancı cisim atıcısı (sözlük). Küfürbaz (argo).
Amigo:
Yabancı cisim atıcısı organizatörü komik adam (sözlük). Küfür bestecisi (edebiyat-şiir).
Kulüp Başkanı:
En büyük amigo (sözlük).
Federasyon Başkanı:
Duayen Amigo, Amigolar Amigosu(sözlük). “Sanki beline taş gelmemiş de magnum mermisi yemiş birader.” (özlü söz). (Federasyon başkanı tribünden atılan bir taş ile rakip takım teknik direktörüne yapılan saldırıyı değerlendiriyor.)
Vergi:
Çok özür dilerim sizlerden, bu top oyununda olmayan tek şey. (sözlük). “Hadi lan oradan, ne vergisiymiş.” (argo). “Vergilendirilmemiş transfer ücreti baldan tatlıdır.” (atasözü).
Faul:
Sert tensel temas (sözlük). Topçu sevişmesi (argo). “Kodum mu, oturturum.” (topçu deyimi).
Taban:
Topçu çiftesi (sözlük). “Defans topçusunun tabanı berk olur.” (atasözü).

Kaynak ; internet.